Limter Is
Anasayfa | DISK'e bagli Sendikalar | Iletisim | Sendikamizdan | Yasal Uyari | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı

Arama


Gelişmiş Arama

MILITAN BIR ISÇI HAREKETI YARATMAK IÇIN...

DISK 13. GENEL KURULU [15-6-7 Subat 2008] IÇIN BROSÜR

Kategori  Kategori : Yayinlarimiz
Yorumlar  Yorum Sayysy : 0
Okunma  Okunma : 1573
Tarih  Tarih : 03 Mart 2008 14:37

SINIFLAR ARASI UZLASMAZLIK DERINLESIYOR

— Dünya nüfusunun yarisi, yani 3 milyardan fazla insan günde 2 dolardan daha az, 1,5 milyar insan da 1 dolardan daha az bir gelirle “yasiyor”. Buna karsilik dünya nüfusunun yüzde 10’u, dünya toplam gelirinin yüzde 70’ini aliyor.

— 37 milyon insan dünyanin tüm gelirinin yarisindan fazlasini elde ediyor. Dünya zenginliginin yüzde doksani Kuzey Amerika, Avrupa ve yüksek gelirli bazi Asya-Pasifik ülkelerinin ellerinde toplandi. En tepedeki yüzde 1’lik grup, en az 1 milyon dolar sermayeye sahip kisilerden olusuyor.

— Dünyanin en zengin yüzde 20’lik nüfusuyla, en yoksul yüzde 20’si arasindaki gelir farki 80 kattir.

— 800 milyon insan aç yasiyor. Yilda 11 milyon çocuk açliktan ölüyor.

— Dünyada 1,5 milyar kisi içme suyundan, 2 milyar kisi elektrikten yoksundur.

— Afganistan’da günlük ortalama gelir 44 cent, Etiyopya ve Kongo’da ise 27 cent.

ABD ve Avrupa’da yillik parfüm harcamalarina denk düsen 13 milyar dolar ile en yoksul ve yoksullarin gida ve saglik ihtiyaçlarini karsilanabilir.

— Oysa dünya ölçeginde silahlanmaya harcanan paranin yüzde 1’inden daha az bir miktarla dünyadaki tüm çocuklarin okumasi saglanabilir.

—Türkiye’nin en zengin 100'ünün malvarligi 170 milyar dolari geçti. Servetinin büyüklügü milyar dolari geçenlerin sayisi 44. Türkiye'nin en zengin 100 ailesinin neredeyse yarisi da milyar dolarlik barajin üzerinde.

—Türkiye’deki en zengin ailelerin aylik geliri Türkiye ortalamasinin 50 kati. Bu ailelerdeki fertlerin kisi basina gelirleri ise Türkiye ortalamasinin 51 kati.

—Issizlik orani sayilmayanlarla birlikte, yüzde 18-19’u buluyor, issiz sayisi ise 5 milyona dayaniyor. Esnek üretim ise issizligi sürekli hale getiriyor.

Emperyalist küresellesme politikalarinin ve sosyal yikim programinin hiçbir engele takilmaksizin uygulanmasi çizgisi sürdürülürken direnis olanaklari tahrip edilmeye çalisiliyor. Sömürünün yogunlasmasi, düsük ücret, yüksek vergi, yoksulluk ve issizligin kronik ve kitlesellesmesi, esnafin iflasa sürüklenmesi, küçük ve orta köylünün topraktan geçinemez duruma düsüp çaresizce kentlere göç etmesi, ögrencilerin parali egitim yükü altinda bunalmalari, parali sagligin kötülesen yasam kosullariyla da birleserek yoksullari bedensel acilarla ve tahribatla yüz yüze birakmasi, emeklilerin, kimsesiz yaslilarin, özürlülerin, geçinme, barinma ve bakim sorunlariyla bas edemez duruma gelmeleri, “Kentsel Dönüsüm” demagojisiyle evleri yikilan, gecekondu mahallelerindeki isçi ve emekçilerin esasen politik ve toplumsal nedenlerle sürülüp dagitilmalari yasanan gerçeklerdir. Tüm bunlara karsin uluslararasi tekellerin ve isbirlikçi sermaye oligarsisinin karlari misliyle artmaya devam ediyor. Bir kutupta servetin, bir kutupta sefaletin birikmesi, daha genis kesimlerce görülebilen bir olguya dönüsüyor.

Emperyalizm karlarini arttirmak için savas ve isgallerle basta Ortadogu halklari olmak üzere dünya halklarina kan kusturmaktadir. Filistin, irak, Afganistan, halklari direnisleriyle isçi sinifina umut ve esin kaynagi olmaya devam ediyorlar.

Kamuoyunda kölelik yasasi olarak bilinen 4857 sayili is yasasi çikarilarak sermayeye sinirsiz bir sömürü alani açilirken isçilerin temel haklari gasp edildi. Isçi sinifimiza yönelik saldirilar derinleserek devam ediyor.

Simdi sendikalar yasasi, TIS ve Grev, Lokavt yasalari olan 2821–2822 sayili yasalar degistirilerek, örgütsüzlestirme dayatiliyor.

Uluslar arasi sermayenin politikasi olarak SSGSS Yasasi ile saglik ve emeklilik haklarimiz gasp edilmek istenmektedir. Dahasi onlarca yillik mücadelemizle kazandigimiz kidem tazminati hakkimiz Istihdam Paketi adi altinda gasp edilmek isteniyor.

Yeni Dünya Düzeni ideologlarinin “Tarih bitti, uzlasmazlik bitti!” “ isçi sinifi bitti” palavralari yasam karsisinda hizla ayyuka çikti. Burjuvazi ile isçi sinifi arasinda ve genel olarak bütün emekçi tabakalarla kapitalistler arasindaki çeliskiler keskinlesti. Emperyalist saldirganlik gözü dönmüs boyutlara ulasti. Kapitalist devletler dünyaya hâkim birkaç yüz tekelin çiplak zor aygiti haline geldi. Bunlarin sonucudur ki, dünyanin her yaninda demokratik hak ve özgürlüklere dönük burjuva saldirilar yogunlasti. Terörle mücadele yasalari adi altinda fasist yasalar burjuva devletlerin koruyucu çitleri olarak kullanilmaya baslandi. Göçmenlere yönelik irkçi yasalar, grev yasaklamalari, gösterilere siddetli müdahaleler giderek daha çok artti.

Uluslar arasi ve isbirlikçi sermaye, isçi sinifinin yüzlerce yillik mücadelelerle kazandigi haklarini simdi ciddi saldirilarla geri almak, onlari ortadan kaldirmak için iyi bir firsat yakaladigini düsünüyor. Burada en çok güvendigi konulardan birinin, isçi hareketini pasifize edecek olan sistemiçilestirdigi, yedekledigi burjuva sendikacilik oldugu açiktir.

SENDIKAL HAREKETTE ESKIYEN NE?

Açiktir ki, kendini salt ekonomik mücadeleyle sinirlayan bir sendikal mücadele ya da kendisini sirf düzen içi reformlarla sinirlayan bir politik mücadele yolu bizzat burjuvazi tarafindan kapatilmistir. Bu bir yönelim ya da tercih sorunu degil; nesnel bir gerçekliktir. Çünkü en siradan ekonomik hak mücadelesi dahi sinif içi dayanismayi, burjuva devlete karsi saglam mevziler açmayi zorunlu kilmaktadir. Tekellerle devlet arasindaki iliski her zamankinden daha siki, burjuvazinin ideolojik aygitlar üzerindeki hâkimiyeti her zamankinden daha yüksektir. Dünyada mal ve hizmetlerin üçte birinden fazlasi birkaç yüz tekel tarafindan üretilmektedir. Birçok ürünün üretimi, dünyanin degisik ülkelerine yayilmis fabrikalarda imal edilmektedir, bir “dünya fabrikasi” olusmustur

Kendi içerisinde birçok taseron sirkete bölünmüs tek tek fabrika ve isletmelerde yüzde 51 örgütlenme barajini asmak; ülke çapinda yüzde 10 barajini asmak; toplu sözlesme için gerekli yasal kosullari olusturmak; toplu sözlesme süreçlerinde grev silahini kullanmak; grev sürecinde hükümetin erteleme saldirisindan sakinabilse dahi bu kez de taseronlasmanin ve grev kiricilari kiliginda bulunan sayisiz ‘yasal’ kilifi bosa çikarmak zorluklarimiz olarak duruyor. Burjuva hukuk zemininde kalarak, bu süreçte sinifin ihtiyaci olan sürece cevap verecek yeni tipte sendikalar yaratilamaz.

Ancak bu yasal zeminde kalip da taseronlastirma ve esnek çalisma kosullarinda isçileri örgütlemek ve savastirmak kalici çözüm üretmez. Burjuva yasalarin tanimladigi sinirlar içerisinde çizilen örgütleme modeliyle yürümek mümkün degildir. Sinirlari çizilmis bu modeli bir yana birakarak isçilerin acil ve yakici sorunlarindan hareketle yeni örgütlenme ve savasma biçimleri bulmak gerekir. Isçilerin birlesik iradesini, birlikteliklerini gelistirecek mücadele araçlarini açiga çikarmak zorunluluktur. Yeni tipte sendikal örgütlülük, ister mevcut sendikalar içerisinde içsel dönüsüm yolundan ister yeni sendikalarin kurulmasi yolundan olsun yasalara ragmen isçi sinifinin açiga çikardigi örgütleme araç ve biçimleri üzerinden gelisebilir. Isçi sinifinin mesru direnis hakki yani mesrulugu yasalardan önce gelecektir.

Isçi havzalarinin binlerce mikro-isletmeye bölündügü devasa bir fabrikayi andirdigi, tüm temel üretimin parçalandigi, ancak tüm üretim faaliyetinin giderek daha az sayida yerli ve uluslar arasi tekelin ellerinde toplandigi Türkiye’de burjuvazi yasalari, toplumdaki adalet duygusunu yipratma pahasina, kendi çikarlari için keyfi biçimde kullanmaktadir. Ana isletme kagit üzerinde birkaç isletme gibi gösterilerek, sigortasiz çalistirma zemini yaratiliyor ve zaten sigortasiz çalistigi için de isçi sendikalara üye olamiyor.

Havzalar, bölgeler, sektörler çapinda isçilerin fiili-mesru örgütlenmesi, direnisleri olmaksizin sendikalarin yeni sürece cevap vermesi olanaksizdir. Sinif hareketinin önünü açacak olan büyük örgütleme ataklariyla isçilerin ve ezilenlerin “Artik Yeter!” diyerek ayaga kalktiklari havza, bölge, sektör çapinda birlesik ve kolektif direnislerle geleceklerini kazanmalari mümkün olacaktir. Burjuvazinin yasal cenderesi isçilerin fiili-mesru direnisiyle bosa çikarilacaktir.

Tüm yukarida yazdigimiz sorunlar yasanirken burjuva sendikal hareketin durumu ve konumlanisi ortadadir.

Sermayenin uluslar arasi saldirilari sürerken egemen sendikal anlayislar tikanmistir. Sendikalardaki güç, etkili olma ve güven verme süreci kalmamis; üye kaybi hizli bir ivme kazanirken yeni üyeler yapabilmenin önünde engeller sürmektedir. Sinif isbirlikçisi teslimiyetçi sendikal anlayislar artik kendi durumunu dahi koruyamaz hale gelmistir. Üye kaybeden birçok sendika sube kapatmalara giderek mali durumunu korumaya çalisiyor.

NASIL BIR SENDIKAL MÜCADELE?

Eski tarz sendikacilik biterken yerine geçecek, isçi sinifinin ekonomik, demokratik kitle örgütü modeli ne olacaktir? Elbette, sinif ihtiyaçlarinin kendi gerçekleri üzerinden yükselecek mücadele ile isçi sinifi kendi örgüt modelini, örgütlenme perspektiflerini ortaya çikaracak potansiyele sahiptir. Buna kusku yoktur. Bu niteligi sekillendirecek olan yalnizca müdahalelerin dogrultusu olacaktir.

Türkiye’de çalisma iliskileri degistirilirken, sendika yasalari eski dönemin çalisma kosullarina göre isleyisini sürdürmektedir. Sendikalar yeni tipte is ve çalisma kosullarinin getirdigi isleyisle karsi karsiya bulunmaktadirlar. Bu durum, yasalci-bürokratik sendikal anlayisi derinden etkileyerek, onlari gelecekte mevcudiyetlerini dahi tehlikeye düsüren büyük bir krizle yüz yüze birakmistir. Yasalarin öngördügü sendika ‘model’i yeni süreci karsilayamamaktadir. Esnek çalisma, özellestirme ve üretimin parçalanmasi is ve çalisma kosullarinda degisiklige tekabül ederken, sendikalara eski ‘model’ sendikal anlayisa göre örgütlenmeyi dayatmaktadirlar. Burjuvazinin bu fiili dayatmasina karsi ayni yasal zeminde kalarak sendikal faaliyet sürdürmek sinifin ihtiyaçlarina cevap veremeyecektir.

Egemenlere dayanarak, kamu isletmelerinde yapilan bürokratik sendikacilik, bu isletmelerin özellestirme yoluyla birer birer tasfiye edilmesiyle soluk alamaz hale gelmektedir. Salt ekonomik mücadeleyi her sey diye yutturan ekonomist sendikacilik sinif sendikacilarina “Siyaset yapmayin!” derken simdi, siyasal saldirilarin karsisinda yalnizca teslimiyeti savunabilecek mi?

Ekonomik, politik ve ideolojik mücadele iç içe geçmis, ayni bütünün parçasi olarak ele alindiginda isçi sinifi güç toplar, umudunu kusanir. Ekonomik mücadele, demokratik hak ve özgürlükler için mücadeleye baglanmadikça bu amacin gerçeklesmesi olanakli olmayacaktir.

Onlarca yillik reformist-sinif uzlasmaciligi politikalari isçi sinifini silahsizlandirmis, geçmisin sinif örgütlerini burjuvazinin pespaye kurumlarina dönüstürmüstür. O halde bu durum, isçi sinifinin yeni bir düzen için, sosyalizm için ideolojik donanima sahip, bu düzene ulasma hedefine baglanmis devrimci militan bir isçi hareketi gelistirerek, isçi sinifinin demokratik, ekonomik hak ve çikarlarini savunmaya ve genisletmeye kendini adamis sendikal örgütlerle sendikal süreci tersine çevirmesiyle degistirilebilir.

Bu gelismeler yasanirken ayni zamanda sosyal güvenceden yoksun, sayisal olarak isçi sinifi içinde giderek çogalan sendikasiz örgütsüz isçilerin varligi çig gibi büyüyor. Buralarda çalisan isçilerin potansiyel dinamik bir güç olma özellikleri itibariyle fiili-mesru mücadele hattindan yürünerek militan bir isçi hareketi yaratmanin olanaklari daha yüksektir. Artik sadece kadrolu isçilere dayali sendikal örgütlenme yerine sinif sendikaciligini rehber alarak is yerlerinde daimi, geçici, taseron isçi vb. suni ayirimlar bir tarafa birakilarak ayni sendika çatisi altinda bulusturmak gerekmektedir. Isletmelerde çalisan emekçi memurlarla “Ortak Çalisanlar Yasasi”nin çikarilmasi noktasinda “Ortak Örgütlenme” ihtiyaci kendisini dayatmaktadir. Ayrica isçileri sendikada örgütlemede sigortali-sigortasiz; isçi-issiz ayirmaksizin fiili üyelik çabasinda bulunarak, sendikal örgütlülügü mesru hale getirmeye ve burjuvaziyi bu durumu yasalastirmaya mecbur etmeliyiz.

Latin Amerika, Güneydogu Asya, Hindistan gibi bölgelerde sinif mücadelesinin açiga çikardigi deneyimler de bunu dogruluyor. Arjantin’de Issizler Hareketi, Brezilya’da Topraksiz Köylüler Hareketi ve Konut Hakki Için Mücadele Hareketi, Kore’de yeni-militan sendika konfederasyonu KCTU, vb. ezilenlere ve isçi sinifina ait bu ekonomik-demokratik mücadele organlarinin tümü önce fiilen var olmus, sonra burjuvaziye mesrulugunu (giderek yasalligini) dayatmistir. Örgütlülügün sosyal gücü karsisinda durumu kabullenmekten baska çaresi kalmayan burjuvazi, bu tipte örgütleri yasalarla tanimak zorunda kalmistir. Zaten yasalar, fiili güçler durumunun resmilestirilmesinden baska nedir ki. Fransa’da çikarilmis ve onaylanmis yasayi geri püskürten irade, Yunanistan’da GSS içerikli yasanin sokakta yirtilmasi iradesi, Italya’da kamyon soförlerinin iradesinin kazandirdigi yol budur. Fransa’da ezilen göçmen isçilerinin ayaga kalkisi ve ülke genelinde isçi ve emekçilerin ortak iradesi kazanilmis haklara saldiriya karsi burjuvaziye geri adim attirmalari fiili ve mesru mücadelenin sonucudur.

Hastanelerde, belediyelerde taseron isçileri yasal engellere ragmen örgütleyerek, tersane, deri, tekstil vb. kollardaki havzalarda havza çapinda fiili grev ve direnis örgütleyerek ve serbest bölgelerde is kolu ayirimi yapmaksizin toplu direnisi basarmakla yeni süreci kazanabiliriz.

Novamed direnisi serbest bölgede kazanilmis bir örnektir. Novamed patronuna karsi bir yili askin direnen kadin isçiler, ülke genelinde demokratik kitle örgütlerinden, emekçi halktan ve ilerici sendikalardan aldiklari destekle sendika hakki kazanilmistir. Yine Çukurova Üniversitesi’nde kadrolu ve sözlesmeli çalisan isçilerin ortak örgütlülükleri ile yaratilan kazanimlar önemli deneyimlerdir. Hava Yollari isçilerinin grev iradesiyle kazanimi, Telekom isçilerinin grevle kazaniminin ardindan Tekel isçileri de ayni yoldan yürüyerek kazanacaktir. Keza Türk-Is içinde bulunan Petrol-Is’in özellestirme saldirilarina karsi Tüpras ve Aliaga rafineri’lerinin satisinda ortaya koydugu tutumun yarattigi satisin defalarca durdurulmasi ve tersanelerde yasanan is cinayetlerine karsi sendikamiz Limter-Is­­ in verdigi mücadele sinif hareketinde bir hareketlenme ve hak almanin direnislerle mümkün olduguna isaret ediyor. Sadece kendi içinde kalarak degil direnisin etrafi örülerek kazanilabilecegi gerçegi yeni direnislere güç tasimistir.

Çorum’da kiremit isçilerinin kent çapindaki sektörel direnisi ve sendikayi kazanmalari, Tuzla tersanelerinde DESAN direnisimizin bölgeye mal edilmeye çalisilmasi, yol kesme, gemi isgali gibi fiili biçimlerle güçlendirilmesi, Telekom patronlarinin polis destekli grev kiriciligina karsi isçilerin fiili sabotaj eylemleri, bu yönde gerçeklesmis pozitif örneklerdir.

Tuzla tersaneleri gibi, tersane basina 10-15 taseronun düstügü, büyükçe taseronlarin dahi mikro-taseronlar tuttugu bir bölgede, yasal toplu sözlesme hakkinin kazanilmasi eksenindeki mücadele, 1999’da Yonca Tersanesi’ndeki yasal grevin dahi tümüyle yasadisi biçimde engellenmesi sonrasinda tikanmistir. Sendikamiz Limter-Is in önderligi, bu tarihten itibaren yasal imkan ve olanaklari dislamaksizin, fiili mesru mücadelenin yöntemlerine agirlik vermistir. Tuzla tersanelerindeki örgütlenme deneyimleri tüm sinif bakimindan anlamli kazanimlar ortaya koymustur.

Dev Saglik Is, Çukurova Üniversitesi Ballica isletmesinde taseron isçileri örgütleme yönünde anlamli bir deneyim açiga çikardi. Bu direnis, ticarilesme süreci içinde arti deger üreten birer isletme haline dönüstürülen hastanelerdeki taseron isçileri bir mücadele damari olarak ortaya çikardi. Belediye-Is, Sisli Belediyesi’nde Kentyol taseronunda kitlesel bir örgütlenme deneyimi açiga çikardi. Genel Is, Izmir 9 Eylül Hastanesi’nde Güzel Izmir taseronunda bir örgütlenme deneyimi yaratti.

Tekstil-Sen, kaç isçinin atildigina, ücretini alamadigina bakmaksizin, direnis gelistirme tutumunu ortaya koymus, issiz, sigortasiz isçileri üye yaparak yeni üyelik politikasiyla ve onlarca isçinin hak mücadelesine giristigi örnekler yaratmistir. Bu mücadeleler sendikayi havzalarda taninan, özü-sözü bir ve güvenilir bir sendika haline getirmistir.

Tüm bu ve adini sayamadigimiz deneyimler, pratik mevzi kazanimlariyla sonuçlanip sonuçlanmadiklarindan bagimsiz olarak, yeni tipte sendikal örgütlenme arayislarina güç ve itilim kazandiran deneyimler olarak isçi sinifinin kazanim hanesine yazilmisti.

DEVRIMCI MILITAN BIR ISÇI HAREKETI YARATMANIN OLANAK VE ARAÇLARI

Konfederasyonumuz DISK'in burjuva yasalarin tanimladigi sinirlar içerisinde çizilen örgütleme modeliyle yürümesi mümkün degildir. Bunun için 2821–2822 sayili yasalardaki degisiklikleri beklemeksizin adimlar atilmalidir.

DISK kamuoyuna %10 ve %51 barajini tanimayacagini açiklamalidir. Bu biçimde TIS yapma hakkina sahip oldugunu savunmalidir.

DISK kamuoyuna tüm üyelikleri notersiz yapacagini açiklamalidir. Bu biçimde tüm isçi ve issizleri üye yapma hakkina sahip oldugunu savunmalidir.

DISK gücünü bu hakliliktan alarak taseronda çalisan, esnek, kuralsiz çalisan isçilerin örgütlenmesini hizlandiracaktir.

DISK isyeri isçi komitelerinin örgütlenmesini kesin karar ve zorunluluk olarak örgütlerinin önüne koymalidir.

DISK örgütsel ve politik stratejisini genel grev genel direnis üzerine oturttugu noktada haklarin kazanilmasi ve toplumsal ayaga kalkisin dinamosu olabilecektir.

DISK Bölgesel havzasal ve il çapinda is kolu ayrimi yapmaksizin temsilciler kurulu, yerel inisiyatifler örgütlemelidir.

DISK Genisletilmis Baskanlar Kurulu olusturmali. Tüm kararlar isçilerin fikirleri alinarak, isçiler sürece dahil edilerek çikarilmalidir.

DISK ülke çapinda belli periyotlarla isçi kadin kurultayi, genç isçi kurultayi, gibi büyük organizasyonlar yapmali.

DISK’in burjuvaziden ve onun her türlü yorumundan ve siyasal partilerinden ayiracagi baglari isçi sinifinin sendikal bagimsiz gücü olma noktasinda kendisine yeni ve kararli bir itilim saglayacaktir. Bu konudaki her türlü aksi söylem dahi sinifin inancini ve eylem gücünü kiracaktir. Isçi sinifinin düzen içi yeni partilere ihtiyaci yoktur. Ihtiyaç sinif sendikaciligi, sinif iradesinin ve tavrinin berraklastirilmasidir. Burjuvaziden bagimsiz örgütsel yapi, isçi sinifi ve ezilenlerin hak ve özgürlükler mücadelesinin biricik teminatidir.

DISK sinif hareketinin canlandigi, hareketlendigi bu dönemde neo-liberal saldirilara ve sermayeye karsi birlesik toplumsal hareketle saldirilari püskürtme yolunu tercih etmelidir.

DISK yüzünü ne zaman isçi sinifi ve ezilenlere dönmüsse hem kendisinin hem de toplumsal hareketliligin gelisim ivmesi yükselmistir: Iste 15–16 Haziran 1970, iste 1 Mayis 2007.

Sendikal hareketin yeni ihtiyaçlarina cevap olma, olabilme isçi sinifi ve diger ezilenleri bu çizgiyle kucaklamak konfederasyonumuz DISK in görevidir.

DISK ESK’dan çekilmistir. Bu anlamli bir tutumdur. Sosyal uzlasma, kavrami isçi sinifina degil burjuvaziye aittir. Sosyal uzlasma alanlari olarak insa edilen ESK ve benzeri olusumlarin sendikal hareketimize katacagi hiçbir sey yoktur.

DISK hangi konfederasyona bagli olursa olsun direnis ve grevlerle dayanismada ve uluslararasi dayanismada öne çikmalidir.

DISK toplumsal muhalefete öncü olma noktasindan hareketle, toplumsal muhalefet dinamiklerinin ilerici, demokrat ve devrimci güçlerin yaratacagi enerjiyi yanina almali, birlikte hareketin olanaklari yaratilmalidir. 1 Mayis 2007 bu konuda da iyi bir örnektir. GSS saldirisina karsi yaratilan Herkese Saglik Güvenli Gelecek Platformu kismi dahi olsa bir güç odagi olabilmeyi, hareketi yayginlastirmayi basarmistir. Simdi görev kalici bir cephesel konumlanmanin iradesinin gösterilmesindedir.

DISK ilk kez bir gençlik sendikasinin, Genç-Sen’in kurulusuna öncülük ederek ve Emekli Sen’in kurumlasmasinin ve mücadelesinin gelismesinde önemli rol oynamistir.

DISK ezilen uluslarin özgürlük mücadelesinden, kadin haklarinin savunusuna, emekçi köylülerin çikarlarinin sözcüsü olmaktan, doganin yikimina karsi cephe almaya kadar isçi sinifini burjuvaziye karsi politik bir irade olarak ortaya çikartmalidir. Sendikalar ancak bu yoldan isçiler arasinda ulusal, mezhepsel, cinsel, ulusal bölünmeyi engelleyebilir, isçi sinifinin burjuvazi karsisindaki çikarlarini savunabilir. Isçi sinifi toplumsal sorunlara gözlerini kapayarak birligini koruyamaz, tam aksine bu sorunlari gündemine alarak, ezilenlerin sorunlarini sahiplenerek birligini güçlendirebilir.

DISK Kürt sorununda esasen üzerine düsen rolü yerine getirememistir. 12 Eylül mitingini, Kürt sorununu gerekçe göstererek iptal ettiren konfederasyonumuz, isçi sinifi üzerindeki sovenizmin etkisini pekistirmistir. Kimi baris içerikli açiklamalar yeterli degildir. Ülkemizin birinci ve en önemli konusu Kürt sorunu Türk ve Kürt isçilerin birligi, kardesliginin örülmesi açisindan demokrasi ve özgürlükler sorununun öncelikli konusudur.

DISK, devlet tarafindan katledilen Hrant Dink’in sahiplenilmesi ve adalet mücadelesinde önümüzdeki süreçte yürünecek yolu göstermektedir.

DISK is cinayetlerine karsi genis katilimli bir komisyon olusturarak, etkili bir kamuoyu olusturmalidir. Neo-Liberal emperyalist kapitalist politikalarin özü geregi dayatilan kuraldisi çalismalarin zorunlu bir sonucu olarak is cinayetleri artmaktadir. Is cinayetlerine karsi konfederasyonumuz Isçilerin, emekçilerin yasam hakkinin savunulmasi; is cinayetlerinin önlenmesi/azaltilmasi boyutuyla böylesi girisiminin etkili olacagi kesindir.

DISK’in 1 Mayis 2007’deki Taksim çikisi devlet baskisi karsisinda sinif adina dik ve güvenilir durusu büyük sempati toplamistir. Örgütlemede dogru politikalar kadar tutarlilik da önemlidir. Ezilen kitleler, söyledigiyle yaptigi bir, sözünün arkasinda duran bir DISK’i samimiyetle istemektedir. 2008 1 Mayis'ta hedef Taksim'de de ayni kararlilik korunmalidir.

DISK’imiz 12 Eylül darbeci fasizmiyle hesaplasmadan yeni bir sayfa açmasi kolay olmayacaktir. Demokrasi yoklugunun yakiciligini duyan isçi sinifimiz ve ezilenler için demokrasi ekmek ve su kadar elzemdir.

DISK emekçilerin ve ezilen yiginlarin siyasal özgürlükleri için; tecride karsi, Polis Vazife ve Salahiyetleri Yasasi’na karsi ve ifade özgürlügü için mücadelede her öne çikisi isçi sinifinin özgürlükler mücadelesinin önünü açacaktir.

DISK, içinde kidem tazminatinin gaspinin da oldugu istihdam paketi yasasina karsi ve

parasiz egitim ve saglik için mücadelede kararliligini bir kez daha ifade etmeli çalismalari bir takvime baglamalidir.

DISK, demokratik ortak çalisanlar yasasinin çikartilmasi için, tabandan ortak örgütlenme girisimleriyle burjuvaziye dayatmalidir.

Sendikal krizin ilaci devrimci militan bir isçi hareketi yaratmaktir. Örnekler yaratarak ilerleyecegiz.

DISK ezen ve ezilenin olmadigi, sömürüsüz bir ülke ve dünyanin ancak ve ancak sosyalizmde oldugunu savunmali ve isçi sinifina tasimalidir.

· YASASIN SINIF SENDIKACILIGI

· YASASIN ISÇILERIN BIRLIGI,

         HALKLARIN KARDESLIGI

· KAHROLSUN KAPITALIZM,

         YASASIN SOSYALIZM

Yazdyrylabilir Sayfa Yazdyrylabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Yayinlarimiz

En Çok Okunan Haberler

Son Dakika Haberleri

© 2005-2007 Tüm Haklari Saklidir
RSS Kayna?y | Yazar Giri?i

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi