| ||||||||||||
| Anasayfa | DISK'e bagli Sendikalar | Iletisim | Sendikamizdan | Yasal Uyari | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı | ||||||||||||
AramaEn Çok Okunan Haberler
|
Tuzla ne istisnai ne adli bir vaka-NeseTüzel-Asli Odman Röportaji-Radikal-26.04.08Tuzla ne istisnai ne adli bir vaka-NeseTüzel-Asli Odman Röportaji-Radikal-26.04.08
Su anda Bilgi Üniversitesi Tarih Bölümü’nde arastirma görevlisi olan Asli Odman, müdahil olmayan, sahayla bulusamayan bilginin egosantrik oldugunu düsünüyor. O yüzden hayatinin büyük bir kismini da, Tuzla Tersaneleri’ndeki ölümlü is kazalari üzerine çalismalari aliyor. Tuzla Tersaneleri’ndeki seri isçi ölümlerinin bir dogal afet olmadigini kamuoyuna duyuranlardan biri, Tuzla Komisyonu’nun üyesi... Akademisyen Asli Odman son durumu, bu tecrübenin kafasinda netlestirdiklerini, kesfettigi yeni aci dilini anlatti Orada dizi dizi isçi ölümleri varken, bir grup insan içeride olup biteni kamuoyuna duyurmaya çabalarken o tek basina çok ön plana çikmak istemedi hiç. Kendisini Tuzla’da ‘bulan’ bu akademisyen neredeyse bir haber merkezi gibi aylarca çalisti, tersanelerde olup bitenin vahametini mail’leriyle basin mensuplarina, ilgililere, ilgisizlere ulastirdi. Limter-Is Sendikasi’nin önayak oldugu Tuzla Komisyonu’nun üyesi; komisyonun hazirladigi rapor için çok ugrasti. Tuzla üzerine çikan haberler, bir döneme yogunlasmis medyanin ilgisi bir nebze de olsa tersanelerdeki durumu degistirdi mi? Insanlar orada olup bitenin bir dogal afet olmadigini anlayabildiler mi sizce? Kamuoyununki çok biçak sirtinda bir ilgi. Tamam, sesiniz duyulmadiginda hiçbir sey yapamiyorsunuz. Tuzla Komisyonu olarak rapor hazirlarken de ilk derdimiz buydu, oradaki çalisma kosullarindan insanlari haberdar etmek... Rapor subatta basildiginda kamuoyu destegini bulduk, fakat bu sefer o süreci yönlendirmek çok zor bir hale geldi. Basinda daha çok bekâr odalari, zorunlu göçle Istanbul’a gelmis isçiler öne çikarildi. O dönem Limter-Is’ten arkadaslar her gün baska gazetecilerle bekâr odalarina kosturuyorlardi. Sonuçta ben kamuoyu ilgisine tamamen iyimser bakamiyorum. Bu haberler çok iyi niyetle yapilmis olsalar dahi, çogu zaman adli bir vaka olarak gösterdi Tuzla’da olanlari. Halbuki Tuzla, Türkiye’deki bütün sektörlerde, bizim su anda rahat rahat oturdugumuz egitim sektörü de dahil, esneklestirme ve taseronlastirma politikalarinin en erken örneklerinden biri. Bu açidan istisnai ya da adli bir vaka degil. Sadece sektörün tek mekâna yogunlasmasi ve örgütlü bir sendikanin çabalariyla göze batici oldu. Ayni dönemde Davutpasa’da patlama oldu; tekstil atölyeleri Istanbul’un birçok mahallesine yayilmis durumda. Olan bitenin seri cinayet gibi sunulmasinin, yapisal sorunlara yogunlasmayi engelledigini düsünüyorum. Insaat sektöründe, gemi insaat sektöründen daha fazla isçi ölüyor her yil. Keske bu kayiplar da görünür olabilse... Ikincisi de medyanin meyli, magduriyet hikâyelerine. Ben orada magdur görsem de, mazlum ve pasif bir kitle görmüyorum. Aciyarak sartlari iyilestirmekten bahsedilirken, aslinda isçiler ötekilestirildi, magdurlar magduriyetlerinden sorumlu tutuldular. Aci olan bu... Halbuki Tuzla’da mühendis de öldü. O da mi egitimsiz? Çalisma kosullarinda bir degisim var mi? Tersaneler kadar her seyin taseronlar üzerinden yapildigi baska bir sektör var mi? Siz sürekli baglanti halindesiniz, isçilerin moralleri nasil bu süreçte? Tuzla’da bazisi 5, bazisi 200 isçi çalistiran 1000-1500 taseron sirkette 20-30 bin isçi çalisiyor. Tek moral var midir bilmem. Onlara yönelik örgütlenmeyi DISK’e bagli Limter-Is Sendikasi yapiyor. Bütün bu is kazalarinin görünür kilinmasinda da, komisyon kurulmasinda da motor güç o oldu. Sadece kadrolu isçilerin sendikasi görünen Türk-Is’e bagli Dok-Gemi-Is’in, taseron isçilere dair rüstünü ispatlamadigi için isçi tarafi olarak algilanmasini hayirli görmüyorum. Bu yogun haber sürecinin Limter-Is’e karsi yürütülen bölücü, terörist gibi propagandalari zayiflattigini gözlemleyebildik. Gerçekten dertleri mesrulasti. Sendikanin daha dolu oldugunu, fiili üye sayisinin arttigini görüyorum. Biliyorsunuz, 1980 yasalari sendikaya üye olmayi noter sartina bagli tutuyor, bu da isçi basina 33 YTL demek. Yevmiyenin 25-70 YTL oldugu bir yerde bu, ciddi bir masraf. Sendikanin isçiler adina vermesi çok zor, üye aidatlarini zor topluyorlar, zaten sendikacilarin hepsi de isçi. Yine de sendikaya gelip gidenin artmasi umut verici. Bes tersanede çalisma saatlerinin eylemlerle 7.5 saate düsürülmesi de öyle... Tuzla ilgi alaniniza nasil girdi? Benim önüme düstü diyeyim... Tuzla Tersaneler Bölgesi hakkinda bildigim kadariyla ilk sosyal bilimsel tezi yazan arkadasim Nevra Akdemir üzerinden oldu. Ben dört senedir Alman Sendikalar Birligi (DGB) için ‘Istanbul’da yasamak ve çalismak’ hakkinda bir haftalik egitim seminerleri yapiyorum. ‘Sanayinin Istanbul’dan kaydirilisini’ islerken o sahalar üzerine yeni çalismis insanlardan yardimlar aldik. Orada Nevra üzerinden Limter-Is’teki arkadaslarla, sonra da sahayla tanistim. Biz 2005 Eylül’ünde yaptik bunu, Agustos’ta çikan Terörle Mücadele Yasasi’na dayanarak sendika baskani ve genel sekreteri, bizim grupla Tuzla’yi inceledigimiz günün aksaminda gözaltina alindilar. Kisa süreli bir tanisikligin sonrasinda böyle sert bir darbe gelince konuya daha da yogunlastim. Ilk durusmada tahliye edildiklerinde sendika baskani Cem Dinç, bekâr odalari konusunda bir çalisma yürütmemizi önermisti. Derken ölümler seri bir hal aldi, Limter-Is meslek örgütlerine, bakanliga, GISBIR’e Tuzla Komisyonu kurma daveti yolladi. Nevra’yla ben daha çok davet degil, derdest edildik komisyona! Sonra nar gibi bölündü bu is, komisyon raporu çikti, uluslararasi karsilastirmasi olsun, Limter-Is’in sahada ihtiyaç duydugu bilgilerin derlenmesi olsun, Tuzla birden hayatimin vazgeçilmez bir parçasi oldu. Güzel olan kismi mesela Sabanci Üniversitesi’nde ögrenciler bizi panele çagirdi, Sabanci’daki ve tersanelerdeki taseron isçileri karsilastirmali tartistik. Oradan Bogaziçi’nden bir grupla baglanti kuruldu. ODTÜ, Sabanci Üniversitesi ve Bogaziçi Üniversitesi, 14-19 Nisan’da Emek Haftasi düzenlediler. Son gün, Acinin epik dili Tuzla’ya ilk gittiginizde, tek tek isçilerin hikâyelerini dinleyip isimlerini ezberlemeye basladiginiz zamandan aklinizda nasil fotograflar var? Neler ögrendiniz? Nelere afalladiniz?
Yazdyrylabilir Sayfa |
Word'e Aktar |
Tavsiye Et
| Yorum Yaz
|
Son Dakika Haberleri |
||||||||||
|
© 2005-2007 Tüm Haklari Saklidir Altyapy: MyDesign Haber Sistemi |
||||||||||||